Gerçek, Yaşanmış İK Öyküleri 1

Gerçek, Yaşanmış İK Öyküleri 1

Geçen yılın son aylarında güzel bir proje de yer alma teklifi aldım ve gurur duyarak kabul ettim. Projede yer alacak ekibe farklı konular sunuldu. Ben de bunların içerisinden gözlemleri kağıda dökebileceğim ve anlatırken farkındalık yaratabileceğim bir konuyu seçtim:

“Gerçek, yaşanmış İK öyküleri”

İlgili Etkinlik: Management Centre Türkiye (MCT) Danışmanlığın her yıl düzenlediği ve bu yılda 2 Mayıs 2019 günü İstanbul Arena Premium’da düzenlenecek olan Liderler Kahvesi liderler-kahvesi-300x300

Detaylı bilgi için:

http://www.mct.com.tr/platformlar/liderler-kahvesi/

Pek yakında sahnede yerimi alacağım bu projeye hazırlık sürecinde farklı sektörlerde, farklı seviyelerde İnsan Kaynakları çalışanları ile görüşmelerim oldu. Onlardan yaşanmış, akılda kalıcı İK anılarını dinledim, kaleme aldım ve kendi yaşanmışlığım olan bazı anıları da ekledim. Sonuçta 12 güzel hikaye çıktı. 3 tanesi sahnede anlatılmak üzere sunumlaştırıldı. Tabii hazırlık sürecinde kaleme aldığım tüm güzel hikayelerin bilgisayarımda saklı kalmasına gönlüm razı gelmedi. Ben de bu güzel hikayeleri -fayda sağlaması, bazen tebessüm, bazen de fikir olması dilekleriyle- her ay, birer ikişer, sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Sevgiyle, 1. hikaye gelsin o zaman:

  1. İşe Alım Ve Yönetim Anlayışlarında Radikal Kararlar:

Bir üretim firmasının İnsan Kaynakları Müdürü anlatıyor:

baret_insaatmagİşletmemizin üretim alanında sadece bir sorumlu mühendisimiz vardı. İşleri geliştirmek, kurumsallaşmak ( :) ), arge yapmak istiyorduk. Ağır iş makinalarının başına makine mühendisleri almaya karar verdik. Karar, kapalı kapılar arkasında alındı. Sonra makine mühendisi alımı için mülakatlar başladı. Adayların hepsi bir dünya testten geçti. Zorlu eleme sürecinin ardından 6 mühendisle iş başı yapılmasına karar verildi.

Hepsinden analitik zekâ fışkırıyor. Süper, zehir gibi çocuklar.

Biz de tuttuk bu çocukları, üretimde makinelerin başında duran Ustabaşılarının başına koyduk; “alın bunları yönetin” diye”!…

Mühendisler hevesle başladılar. Makinaların iyileştirilmesi, bakım onarımları, zaman yönetimleri ile ilgili sayısız form tasarladılar. Yönetim ile birlikte iş geliştirme adına toplantılar yaptılar, çalışanlarla ilgili gözlemlerini belirttiler.

Her şey harika gibiydi! Sadece 2 ay!

Sonra kültür stratejiyi kahvaltıda yedi. Çatışmalar başladı.

Mühendislerin ürettikleri iş geliştirme projeleri bir türlü hayata geçmiyordu. Bazılarına direnç gösteriliyor, bazıları bir türlü yapılamıyordu. Bazıları sistem yavaşlatıyor, bazıları mevcut çalışanlara karmaşık geliyordu. Mühendisler demotive oldu. 6 ay içinde 6 makine mühendisinden sadece 2’si kaldı. Kalan 2’den 1’i satın almacı oldu :) Öbürü bir şekilde tutundu ama görev tanımı bambaşka bir şekle evrildi. Bizim ustabaşıları, çaylak mühendisleri resmen levye ile kovaladı.

Kıssadan Hisse

Bu hikaye de:

  • Yönetimin kapalı kapılar arkasında aldığı kararlar,
  • Yıllarca yetki verilmiş deneyimli ustaların üstüne birden atanan akıllı ve deneyimsiz mühendisler,
  • Yanlış yönetim biçimi,
  • Sert ve ani geçişler

kaş yaparken göz çıkarmış ve  işletmenin A’dan Z’ye her pozisyonuna başarısızlık olarak yansımıştır.

Yönetimin daha şeffaf yaklaşması, öncesindeki hazırlıklara ustabaşlarını hatta tüm çalışanları dahil etmesi pek çok şeyi farklılaştırabilirdi. Yine mühendis alımını gerçekleştirdikten hemen sonra akademik hayatla, tecrübeden beslenmiş hayatın arasındaki denge daha iyi korunabilirdi. Taraflar kutuplaştırılmadan yeniliklere yumuşak geçişler yapılabilirdi….

Sanırım hikayenin içinde kendi deneyimlerini hatırlayan pek çok arkadaşımız daha bir çok ekleme yapabilir.

Benim bu hikayeye notum: Kültürün değişim direncine yıkımla giremezsiniz….

Sevgiler,

Hatice Bulut

Paylaşmak ister misiniz?Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Visit Us On FacebookVisit Us On TwitterVisit Us On Linkedin